Back

Dec 18, 2025

Fahri Selim Akkız

Nefes ve zihin

Nefes ve zihin

Mindfulness nedir?

Son yüzyılda dünya çapında popülerlik kazanan mindfulness, zihindeki düşünceleri ve bedendeki hisleri fark etmeyi ve bilinçli bir şekilde ele almayı içeren bir meditasyon pratiğidir. Yani bireyler, anı yaşamayı öğrenerek düşüncelerin ve duyguların karmaşıklığından sıyrılır ve bunlarla bilinçli ve farkında bir şekilde başa çıkar.


Çeşitli makaleler ve çalışmalar (Kim, 2010; Kocovski, 2009; Kuyken, 2008; Lykins, 2009), mindfulness'ın depresyon, anksiyete ve stresi hafifletmekten, genel mental sağlığa katkıda bulunmaktan ve nöral bağlantıları etkilemekten çeşitli faydalar sağladığını vurgulamaktadır.


Ancak bu uygulamanın kaynağı nedir ve bu faydalarını kim keşfetmiştir? Psikoloji alanının neden bunu oldukça değerli bir faaliyet olarak gördüğü ve kapsamlı araştırmalara öncülük ettiği sorusunu da gündeme getiriyor.


İlk olarak, mantra meditasyonunun belirli bir sesi tekrar etmek, transendental meditasyonun çakralara odaklanmayı içeren diğer meditasyon türlerinden farklı etkilere sahip olduğunu belirtmek önemlidir. Ancak mindfulness'ın temellerine inmek için meditasyonun geçmişine göz atmalıyız. Bu kısım daha da ilginçtir çünkü bir teoriye göre insanlar ilk varoluşlarından itibaren meditasyon yapmaktadırlar (Rossano, 2007). Bu teoriye göre, antik insanlar, o zamanlarda yaktıkları ateşi izleyip onunla meditasyon yapmaktaydılar. Rossano, bu pratiğin zihinsel gelişime ve nöral bağlantıların gelişimine yardımcı olduğuna inanmaktadır.


Tarihsel kayıtlara bakıldığında, meditasyonun kökenlerinin M.Ö. 5000 yıllarına kadar giden Hint geleneğine dayandığı görülmektedir. Bu döneme ait Hindistan'daki duvar resimleri, uygulamanın tarihini bize göstermektedir. Bu tarihsel izler, zaman içinde insanlığın yaşamında ne kadar değişiklik olursa olsun, bu tür düşünsel uygulamalara olan sürekli ihtiyacı vurgulamaktadır (Referans 5).


Eğer mindfulness'ı çeşitli dinlere ve kültürlere yayarsak, ilginç bağlantılar ortaya çıkar. Buddhism'de, mindfulness meditasyonun ayrılmaz bir parçasıdır ve seküler anlayışla uyumludur. Benzer şekilde, İslam geleneğinde, dhikr gibi uygulamalar, Tanrı'nın tekrarlayan anısını içererek farkındalık ve spiritüel bağlantı sağlar.


Nörolojik olarak, mindfulness pratiğinin dikkat, öz düzenleme ve duygusal işleme ile ilişkilendirilen beyin yapılarında değişikliklere neden olduğu gösterilmiştir. Salah gibi İslam pratiğinin nörolojik etkileri üzerine özel çalışmalar sınırlı olsa da, ortak nokta zihni etkileme, şu ana odaklanma ve olumlu duygusal ve bilişsel etkilerin potansiyeli konusunda yatar.


Esasen, mindfulness kültürel ve dini sınırları aşan bir eğilim gibi görünüyor. Buddhism'de olduğu gibi meditasyon, seküler anlayışla örtüşerek anlam ve dünya ile daha derin bir bağlantı arayışında evrensel bir tema olarak ortaya çıkıyor. Farklı geleneklerdeki etkilerini incelediğimizde, etiketler ve ritüeller farklı olabilir ancak temelde bilinçli farkındalık ve nörolojik etkiler arayışının evrensel bir teması olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır.

Author

Fahri Selim Akkız

References

Kim B, Lee SH, Kim YW, Choi TK, Yook K, Suh SY, Yook KH. Effectiveness of a mindfulness-based cognitive therapy program as an adjunct to pharmacotherapy in patients with panic disorder. Journal of Anxiety Disorders. 2010;24:590–595.

Kocovski NL, Segal ZV, Battista SR, Didonna F. Mindfulness and psychopathology: Problem formulation. In: Didonna F, editor. Clinical handbook of mindfulness. New York, NY: Springer; 2009. pp. 85–98.

Kuyken W, Byford S, Taylor RS, Watkins E, Holden E, White K, Teasdale JD. Mindfulness-based cognitive therapy to prevent relapse in recurrent depression. Journal of Consulting and Clinical Psychology. 2008;76:966–978.

Lykins E, Baer RA. Psychological functioning in a sample of long-term practitioners of mindfulness meditation. Journal of Cognitive Psychotherapy: An International Quarterly. 2009;23:226–241.

Read more stories

Çocuklar ve Ekran

‘Hepimiz sözcüklerle düşünmeye o kadar alıştık ki, sözcük göstergesi olduğu gerçekliği bizden saklıyor. Kendisinin de tek olmasından türü sözcük bizi çok güçlü bir şekilde nesnelerin gerçek tekliğine inanmaya itiyor. Tembel bir kuram olan değişmez karakter kuramını, karakter sözcüğüyle kışkırtılmış bu telkine borçluyuz. Peki ama karakterin bir sonuçtan başka bir şey olmadığını gerçekte görmeyen kim?’



-İrade terbiyesi 

Jules Payot


Modern toplumda her konuda fikri olan genç bir nesil yetişiyor. Eminim ki hepimizin Alpha neslinden olan çocuklarının ne kadar bilgiye sahip olduklarından veya bilmemesini gerektiğini düşündüğümüz konular hakkında fikir sahipleri olduklarını gördüğümüzde şaşırdığımız anlar olmuştur. 


Bu nesil bu kadar bilgiye nasıl sahip oluyor? Bu kelimeleri nereden biliyor? Ne biliyor ki bu konuda bu kadar fikire sahip diye soruyoruz kendimize. 


Sosyal medyanın çocuklara en büyük getirisi belki de bu aslında. O kadar çok bilgi parmaklarının altında ki, bu aslında bu bilgi havuzuna giren herkes için kaçınılmaz bir durum. 


Bize neden düşmüyor derseniz, algoritma işini anlatmamıza gerek yok. Yaşına göre ilgi alanına göre canlanan bir mekanizma. Yeni yeni dünyayı keşfeden çocukların da keşfedecek onca şeylerin arasında kaybolduklarını gördüğünüz gibi, aynı zamanda hiçbir faydası olmadığını düşündüğümüz şeylerin de tutsakları olduklarını gözlemleyebiliriz. Kimisi de ikisinde de gelip gider. 


Peki bu kadar bilgi ne demek? Bu çocuklara nasıl bir etkisi var?


Bence Jules Payotun bu paragrafta ifade ettikleri bunu ciddi biçimde özetliyor. İnsan kelimelerin ifade ettiği bilgilere o kadar çok kendini veriyor ki, bunların aslında gerçeklikteki karşılıklarını bilmese de bildiğini zannederk gerçeklikten aslen uzak bir yaşama sebep oluyor. Evet, çocuğunuz kadın erkek eşitliğine dair yorum yapıp bazı meşhur aktivistlerin ismini sayabilir. Kendini aktivist diye tanımlayabilir. Bazı işlerin neden güzel bazı işlerin de kötü olduğu hakkında fikirlerini söyleyebilir. Öfkeli insanlarla muhatap olmadan bir insanla nasıl ilgilenileceğini anlatabilir. Veya bazı hiç gitmediği hakkında çok ciddi düşüncelere sahip olabilir. 


Bu da gerçeklikten uzak ama içinde çok ciddi etkileri olduğu zannedilen durumlara sokar. O hayalin içinde yaşarken gerçekler zor gelmeye başlar. Hayat kelimelerden ve düşüncelerden ibaret bir gerçeklik olur. Bir yanılsama bir hayal içinde yetişen bu çocuklar, mecburen sahada yüzleşecekleri ana kadar kendilerini üstte görüp, gerçekle yüzleştikten sonra yere çok sert çarpabilirler. 


Bunu önlemeyi isteyen ailelerin çocuklarına yapabilecekleri en büyük iyilik, dozajını orantılı şekilde ayarlayarak hayatın içinden işlerle ve uğraşlarla mücadele ettirmek. Bazen bir masa yapmanın minecraftta sandığa odun koymaya benzemediğini, emek ve zaman gerektirdiğini fark ettirmeniz; bazen de hastane yakınlarında çalışırken, yüzlerce insanın ne kadar hastalıklarla ve zorluklarla karşılaştıklarına şahit olmaları için örneklerin görünebileceği yerlerde olmalılar. İşte ancak bu şekilde yine Payotun dediği gibi ‘Karakterin bir sonuçtan başka bir şey olmadığını’ anlayabilirler. Davranışlarımızın sonuçlarıyızdır her birimiz. Hayatın etkilerine verdiğimiz tepkiler bizi şekillendirir. Yoksa klavye efendiliği yalnızca şov olmaktan ileri bir adım atamaz. 



10.07.2026

Yazıyı oku

10 Dakika

Fahri Selim Akkız

Yüz Yüze Görüşmeye Hazır Mısın?

This space is here for questions, clarity, or the first step forward, at your own pace. Whatever brings you here, we’ll respond thoughtfully with care and respect.

Yüz Yüze Görüşmeye Hazır Mısın?

This space is here for questions, clarity, or the first step forward, at your own pace. Whatever brings you here, we’ll respond thoughtfully with care and respect.

Yüz Yüze Görüşmeye Hazır Mısın?

This space is here for questions, clarity, or the first step forward, at your own pace. Whatever brings you here, we’ll respond thoughtfully with care and respect.

  1. İlk Adım

Psikoloğunuzu
Seçin
Psk. Sena Yolartıran

Çocuk, Ergen ve Genç Yetişkin Psikoloğu

Psk. Fahri Selim Akkız

Çocuk, Ergen ve Genç Yetişkin Psikoloğu

  1. İkinci Adım

Uygun Olan Randevu
Tarihinizi Seçiniz